Cam Nasıl Yapılır Cama Kısa Bir Genel Bakış

July 17th, 2008

Cam yapımının ilk basamağı doğru maddelerin uygun oranda bir araya getirilmesidir. Günlük hayatımızda karşımıza çıkan ve camın hammaddesini oluşturan maddeler, kum, soda ve kireçtir. Kum, cam yapımında ana malzemedir. Soda, düşük sıcaklıkta akıcı hale gelmesini sağlar. Kireçse, kimyasal etkilere dayanıklılığını artırır. Bir araya getirilen bu maddeler 15000C’deki fırınlarda eritme işlemine tabi tutulur.

İnsanoğlu volkanik cam veya obsidyen diye anılan doğal camı çok eski zamanlarda keşfetmiş ve bu doğal madeni işleyerek, bıçak, ok ucu, silah süsleme aracı ve mücevher olarak kullanmıştır.

Suni camın ilk olarak nasıl üretildiğine dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, Romalı bir tarihçi olan Pliny, camı ilk olarak Finikeli denizcilerin bulduğuna işaret eder. Hikayeye göre denizciler, Suriye’nin Prolemais bölgesindeki sahilde bir kamp kurarlar ve ateş yakarak kaplarını, aynı zamanda yükleri olan soda blokları üzerine koyarlar. Ertesi gün uyandıklarında, ateşin sıcaklığından dolayı kum ve sodanın camı oluşturduğunu görürler.

Camın ilk olarak Mısırlılar ve Finikeliler tarafından İ.Ö. 2. yüzyılda üretildiği söylense de, Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi, İ.Ö. 3. yüzyıla dayanmaktadır. Cam eski zamanlarda çoğu kez kralların himayesinde ve krala bağlı olarak faaliyet gösteren atölyelerde veya zengin müşterilerin gereksinimlerini karşılamak amacıyla üretilmiştir. Bununla beraber, ilk günden beri değerli taşlara ve insan eliyle yapılmış madeni eşyalara alternatif olarak üretilmiş ve kullanılmıştır. Roma Dönemi’nden itibaren, hemen hemen tüm cam eşyaların üretiminde taş, maden ve seramik eşyalar taklit edilmiştir.

M.Ö 12000 ile M.Ö 4000 yılları arasında cam ilk kez dekoratif küçük boncuklar olarak kullanılıyordu. Doğu Akdeniz bölgesindeki ilk cam bulgularına, Antalya’nın Kaş ilçesi yakınlarında, İ.Ö. 2000 yılı civarında, bir ticaret gemisinin kargo bölümünde rastlanıyor.

M.Ö. 2500 yıllarında kullanım amaçlı cam objeler yapıldığını görüyoruz. M.Ö 1000 yıllarında ise Mısırlılar camı oldukça zaman alıcı ve zor bir işlemden geçirerek elde etmeye başlıyorlar. Bu yüzden de cam kıymetli eşya olarak görülüyor. M.Ö. 300 ve M.Ö 20 yıllarına gelindiğinde, bugün “Cam Üfleme Tekniği” dediğimiz teknik, Suriyeli cam ustaları tarafından kullanılmaya başlanıyor. 7. yüzyıldan itibaren Mısır’ın İskenderiye şehri cam yapım merkezi haline geliyor. Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başlıyor ve İstanbul’un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişiyor. İstanbul ve çevresinde birçok cam atölyesi kuruluyor. 14. yüzyılın başlarında Çubuklu yakınlarında kurulan Kristal Cam imalathanesinde Çeşm-i Bülbül adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlanıyor. 20. yüzyıla gelinceye kadar cam yapımında seri üretime geçilemiyor. Türkiye’de çağdaş anlamda ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe’de kuruluyor.

Cam yapımında bilinen en eski teknik iç kalıplama tekniğidir. Metal bir çubuğun ucundaki şekil verilmemiş kil kalıbın üzerine cam dökülüp yavaş yavaş soğutularak elde ediliyor, soğuma işleminden sonra kalıp çıkarılıyordu.
Kalıba döküm tekniğinde, önceden hazırlanmış kalıpların içine ya da dış kalıp üzerine camın dökülerek şekillendirilmesidir.
Üfleme tekniğinde, ortası boş, “pipo” adı verilen üfleme çubuklarıyla cama şekil veriliyordu. Eriyik sıvı halden katı hale kısa sürede geçeceği için piponun ucundaki cam, yine piponun yardımıyla avuç içinde hızlı bir şekilde döndürülerek şekillendirilmeye çalışılıyor. Yavaş yavaş pipo üflenerek cama şekil vermeye başlanıyor. Sap, kulp ve ayak gibi ekler yapılacaksa bu formu verecek olan parça eritilerek yapıştırılıp makasla kesiliyor. Aniden donup kırılmaması için soğutucu fırınlarına alınıyor. Bu teknik Suriyeli ustalar tarafından kullanılmaya başlanan ve günümüze kadar gelen bir tekniktir.

Kalıba üfleme tekniğinde ise cam üfleme tekniğinin keşfinden sonra kil, ahşap ya da metal kalıpların içine üfleme yapılarak kalıbın şeklini almasıyla elde ediliyordu. Böylece aynı formda objeler yapmak mümkün olmuştu.

Cam Balkon Kaplama Sistemleri Nedir Nasıl Çalışır Kış Bahçesi Balkon Kapatmak

July 11th, 2008

Camla Balkon Kaplamanın Faydaları
 
Camla balkon kapatıldığında, evinizde yalnızca yaz aylarında kullanabildiğiniz balkonlarınızı 12 ay boyunca kullanabilme olanağına kavuşursunuz. Cam levhaların kaydırmalı sistemlerle kapatılmasıyla dış ortamdan izole edilen balkonlar, yaz kış keyifli mekanlara döner. Rüzgardan, yağmurdan, kar ve toz gibi etkenlerden korunmuş olur. Aynı zamanda Balkonunuzun kuş ve böcekler tarafından kirletilmesini engeller. Sizleri balkon temizleme derdinden kurtarır, su sarfiyatını azaltır.

Kullanılan mekanların mimari estetiği de bozulmaz. Çocuklarınıza güvenli oyun alanları sağlar. Isı yalıtımına katkısı olur.

Camla Balkon Kapatma Kış Bahçesi Yapmada Kullanılan Sistemler

Temperlenmiş kırılmaya karşı dayanıklı camların levhalar halinde hazırlanıp üzerlerine hareketli rulmanlar takılmasıyla oluşan cam sürme sistemleri, kapatılacak mekanın çevresinde bir ray yardımıyla kayarak çalışırlar.

Temperlenmiş camların kenarlarında levhaların birbirlerini öperek izalasyon sağlanması amacıyla lastik contalar vardır, bu lastik contalar aralıklardan yağmur, toz benzeri dış ortam etkilerinin içeriye nüfuz etmeleri önlenir.

Ayrıca sürme yaylarında camlı balkon sistemlerinde kullanılan camlara vuran suyun dışarı itilmesi için kanallar da vardır.

Düz balkonlar bombeli balkonlar köşeli balkonlar veya kış bahçesi oluşturmak için her türlü ayrı mekana uyacak şekilde; camlı balkon kapatma sistemleri tasarlanabilir,

Aynı şekilde bulunduğunuz ortama uygun renk seçeneklerinin uygulanması da cam balkon sistemlerinin avantajları arasındadır.

Uzman imalatçıların tasarladığı balkon kış bahçesi kapatma sistemlerinin can güvenliğiyle ilgili olarak en ufak bir kaygısı olmamaktadır, Çünkü;

Kullanılan camlar özel temperlenmiş olan camlardan seçildiği için kolaylıkla kırılma, çatlama oluşmaz; oluşsa bile temperlenmiş camlar kırıldıklarında normal camların aksine keskin olmayan küçük parçacıklara ayrıldıklarından tehlike arzetmezler.

Bu nedenle; tozdan, yağmurdan, haşerelerden bıktım balkonumu kapatmak istiyorum veya camdan kış bahçesi yapmak istiyorum diyorsanız, cam balkon kapatma sistemlerinin üreticisi, imalatçısı veya tasarlayıp montajını yapan kuruluşlarla irtibata geçebilirsiniz. Aradığınız telefon numarasıysa camdansanatlar.com sitesi ile aradığınıza ulaşabileceğinize inanıyoruz….

Şile’de Maden Testi Vahşi’mi Çevreci’mi - O kil çıkarılmazsa 220 bin kişi işsiz kalır

May 6th, 2008

İSTANBUL - Hızlı yapılaşma, otoyollar ve yangınların baskısıyla kuzeye doğru çekilen İstanbul ormanlarının ’son kalesi’ de tehdit altında. İstanbul’un son büyük ormanı Şile’de, hiç el değmemiş doğu kesimi de madenciliğe açılmak isteniyor. Ormanda 243 hektar (yaklaşık 486 futbol sahası) alanda kalker çıkarmak için arama ve işletme ruhsatı alan firma, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) oluru almaya çalışıyor. Firma eğer istediği izni alabilirse, ormana bir de entegre maden işleme tesisiyle liman kurmak istiyor. Yine Şile ormanlarının doğu kesiminde, 100 hektar (yaklaşık 200 futbol sahası) büyüklüğünde alanda maden arama ruhsatı alan başka bir şirket, işletme izni çıkarmak için hazırlıklarını sürdürüyor.

Şile-Ağva Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ŞADER) eski başkanı Süleyman Eren kararlı: “Ömerli-Şile arasında kalan batı ormanları bitti, müdahale edemedik. Sıra doğuya geldi. Buna izin vermeyeceğiz, doğuda kalan ormanlar için mücadele vereceğiz.”

Ama Seramik Federasyonu Genel Sekreteri Germiyan Saatçioğlu da kararlı ve kesin konuşuyor: “Türkiye’de üretilen seramiğin hammaddesinde yüzde 70 oranında Şile kili kullanılır. Şile kili çıkarılmazsa, Türkiye iki katından fazla para ödeyerek Ukrayna’dan, İngiltere’den kil getirmek zorunda kalır. Seramik 2 milyar avroluk sektör. Kil çıkarılmazsa, 220 bin insan işsiz kalır. İthal kille sektör sürdürülemez.”

Türkiye’deki kil rezervlerinin yüzde 60′ının, silis rezervinin yüzde 90′ının Şile sınırları içinde olduğunu hatırlatan AKP’li Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu da madenciliğe külliyen karşı çıkmanın ‘gerçekçi’ olmadığı görüşünde.
Ama Başkan Tabakaoğlu da Şile ormanlarının doğusunun, özellikle sahil kesiminde Şile-Ağva ve Kandıra güzergâhındaki ormanların ‘mutlaka’ korunmasını, gerekirse sit alanı ilan edilmesini istiyor. Tabakoğlu, aksi takdirde Şile köylüsünü, burada nefes alan İstanbulluyu, madenciyi mutlu eden; Şile’yi Şile yapan ekolojinin çökebileceğini belirtiyor.

Şile’nin batısı, 50 yıl önce…

Şile, İstanbul’un yüzölçümü açısından en geniş ama aynı zamanda 25 binlik nüfusuyla en tenha ilçelerinden biri. Kuzeye, Karadeniz kıyılarına kadar inen toplam 63 bin hektarlık ormanıyla da bir cennet.

Ancak bu cennetin içinde biraz ilerlediğinizde çölü andıran toprak parçalarıyla, içi yağmur suyuyla dolmuş dev kraterlerle karşılaşıyorsunuz. Çünkü Şile doğal güzelliklerinin yanı sıra, kil ve silis açısından da zengin. Ormanlarda yaklaşık 50 yıldan beri 51 çeşit maden çıkarılıyor. En önemlileri kil ve silis. Kil seramikte, silisse başta cam olmak üzere ağır sanayide kullanılıyor.

Doğusuyla batısıyla toplam yüzölçümü 63 bin hektar olan ormanların batı bölgesinde, halen 334 hektarda, yani toplam ormanın yüzde 0.5′u kadar alanda 219 adet maden ocağı çalışıyor. Ormana yayılmış bu 219 ocak yüzünden, bazı bölgelerde iki adımda bir dev çukurlarla karşılaşıyorsunuz. Bir tarafta iş makineleri kazıyor, bir tarafta cevher yüklü kamyonlar tozu dumana katarak orman toprağını taşıyor.

Şile’nin doğusu, bugün

Batıda durum bu. Ama artık doğuda da hareketlilik var. Şile ormanlarının doğusunda 243 hektar alanda kalker çıkarmak, kalkeri işlemek için entegre tesis, taşımak için de liman kurmak üzere arama ve işletme ruhsatlarını alan firma, ÇED oluru almaya çalışıyor.

Koca Grubu’na ait İntek İnşaat, çıkardığı kalkeri, entegre tesiste işleyecek, limansa sadece Şile çevresindeki madenlere hizmet etmekle kalmayacak, Orta Avrupa’dan Tuna Nehri yoluyla gelen küçük ve orta ölçekli gemilerin, Boğazlara girmeden Anadolu’nun içlerine mal getirip götürmesini sağlayacak.

İntek firmasının ÇED toplantısı yaptığı Kabakoz Köyü tedirgin. Muhtar Hasan Yılmaz, köylerinde maden çıkarılmasına kesinlikle razı olmayacaklarını, bunu gelen firma temsilcilerine de anlattığını söyledi Yılmaz, “Liman için ormanda yeni yollar açılması gerekir. Ağır tonajlı TIR’lar burayı kullanacak, bundan hem doğa hem de köylülüler olarak çok etkileniriz. Liman yapılır denilen bölgede Karadeniz balıklarının neredeyse tüm çeşitleri var. Levreğin yumurtlama bölgesi burası. Meşhur Şile palamudunu artık yiyemeyiz” dedi.

Çevre, Turizm ve Tarım bakanlıklarıyla İSKİ, proje için olumsuz görüş bildirmiş. Ancak süreç işliyor. Arama ve işletme ruhsatını 20 yıl önce alan İntek’in, ‘olumsuzlukları gidererek’ yeniden başvuru yapma hakkı bulunuyor.
Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu ve çevrecilerin verdiği bilgilere göre diğer başvuru sahibi maden firmasının 100 hektarlık alanda arama ruhsatı var. Ancak firmanın adını bilen yok.

Yüzde 1 nedir ki?

Her iki firma faaliyete başladığında, Şile ormanlarının yüzde 1′i madenciliğe açılmış olacak. Maden getirisi göz önüne alındığında yüzde 1, çok çok küçük bir oran gibi gözüküyor. Ancak söz konusu olan sıradan bir arsa, verimsiz bir tarla değil, İstanbul’un son büyük ormanı olunca, endişe doğuruyor.

İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Adil Çalışkan uyarıyor: “Yüzde 1′lik alan çok büyük değil, nasılsa tekrar orman olacak deniliyor. Ancak maalesef öyle olmuyor. Ekosistem bozuluyor. Sorun açılan maden ocaklarının olduğu gibi bırakılması. Devlet, ‘Ağaç kesiliyor’ diye para alıyor ancak üretilen oksijenin, bozulan orman estetiğinin parası alınamıyor. İstanbul’un güney kuşağında geniş yapraklı orman kalmadı. Kuzeydeyse sadece İğneada longoz ormanları, Belgrad ormanları ve Şile ormanları var. Şile bu ormanların en büyüğü ve İstanbul’un akciğeridir.”

600 bin kamyon moloz gerek

Bu hafta Bosna Hersek gezisi sırasında “Çevreci madenciliğe evet, vahşi madenciliğe son” mesajını veren Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, ormanların içinde açılan gediklerin ‘bilimsel yöntemlerle, en doğru biçimde kapatılacağı’ sözünü vermişti.

Ancak bu sözler bile çevrecilerin şikâyet ettiği sorunları sihirli değnek misali çözmüyor. Bölgedeki bir çok madenciyle mahkemelik olduğunu anlatan Şile Sivil Toplum Platformu Sözcüsü Ketenci öfkeli: “Madenciyi arıyoruz. Bize ‘Benim ruhsatım 100 yıllıktı, rehabilite etmek için daha zamanım var’ diyor. Halbuki ordaki alanın rezervi bitmiş durumda. Böyle çok örnek var. Her yer mahvolmuş durumda.”

Şile ormanlarındaki bütün maden çukurlarının rehabilite edildiğini ve edileceğini belirten Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileriyse, havadan çekimlerde görülen çukurların da halen faaliyeti süren ocaklar olduğunu söyledi. Orman İşletmesi, Şile’de şu ana kadar işlevi biten maden sahalarında 482 hektarı ağaçlandırmış. Yetkililer halen ormanda iki dev çukur bulunduğunu belirtti. Bu çukurlar da ‘4 milyon 750 bin metreküp’ toprakla doldurulacak. Ardından üzeri ağaçlandırılacak.

İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcısı Çalışkan’ın hesabına göre 4 milyon tonluk bir boşluğu doldurmak için ormana 600 bin kamyon dolusu moloz taşımak gerekiyor.

‘O kil çıkarılmazsa 220 bin kişi işsiz kalır’

“Şile kili çıkarılmazsa 220 bin kişi işsiz kalır” diyen Seramik Federasyonu Genel Sekreteri Germiyan Saatçioğlu tepkili: “Şile’de hem orman hem turizm bölgesi olması dolayısıyla Çevre Bakanlığı’ndan izin almak zorlaşıyor. Bu izinleri bakanlık hafife alıyor, geciktiriyor ve engelliyor. ‘Kil geliri, turizmden de sağlanıyor’ deniliyor. Oysa sağlanmaz. Çevre örgütleri de kötü misalleri emsal gösterip madenciliği tamamen engelleyerek tek taraflı girişimlerde bulunuyor. Mutlaka orta yol bulunmalı. Maden ülkenin servet kaynağı.”

Koca Grup Yönetim Kurulu Üyesi Cihangir Koca ise gerekirse proje değişikliğine gideceklerini belirtti: “Kalker maden işletmesiyle birlikte asıl amacımız bir liman açmak. Büyük ihtimalle projede değişiklik yapılacak. Gerekirse maden işletmesi ve entegre tesisi yerine sadece liman yapmak için değişikliğe gidebiliriz. Liman, 20 metre genişliğinde ve 300 metre uzunluğunda mendireksiz olacak. Küçük bir dolgu alanı da olacak. Bağlanacak gemiler en fazla 10-15 bin ton civarında olacak. Biz yurtdışında yeterince para kazanıyoruz. Ülkemizde yatırım yapalım diye düşündük. İstemiyorlarsa yapılacak bir şey yok.”

Radikal 22.04.2008